MÜSLÜMAN DOĞA FİLOZOFLARI

 

Uçağın kalkmasına 15 dakikadan az kalmıştı. Dualarını tamamlamış, kemerini sıkı sıkıya bağlamıştı. Bunca kez yolculuk etmiş olmasına rağmen yine de tedirgin oluyordu işte. Sonuçta ayakları yerden kesilecek ve kuş misali gökyüzünde süzülecekti. Bir an düşündü… Wright Kardeşler olmasa tüm bu seyahatlerin hayalden öte olamayacağına kanaat getirdi. Derken; içinden bir ses tüm bu kanaatlerini ortadan uçuruverdi:

“Görmüş olduğun her şey insanlığın büyük birikiminin ürünüdür.” Wright Kardeşler olmasa belki modern uçaklar olmayacaktı; peki ya uçma merakı olmasa…

İçinden gelen sese gönülden katılmıştı. Bir kez daha yanılmış olması onu üzmemiş, aksine ilk uçan kişinin kim olduğuna dair bir merak duygusunu beslemişti. Henüz daha 10 dakikası vardı. Akıllı cep telefonunu uçuş modundan çıkarmış, internete bağlanmış ve arama motoruna onu uzak diyarlara götürecek kelimeleri yazmıştı:

“Uçmayı ilk kez deneyen kişi”

***

Yer, Endülüs. Tarık bin Ziyad’ın “Gemileri Yakın” emriyle uçsuz bucakların topraklarının fethedilip de Müslümanların akın akın yerleşmeye başladıkları belde. Ve aradan geçen yaklaşık 200 yıl… Nice alimleri doğuran, nice bilginlere yurtluk yapan bu topraklar, bir mucidin asırlar boyu unutulmayacak ismini yurttaşlarının diliyle haykırmakta: Abbas bin Firnas…

***

Abbas bin Firnas

Gökteki kuşlara uzun uzun bakıyordu yaşlı adam… Körpecik serçelerin hoş cıvıltıları onu alıp götürüyordu bu diyarlardan. Belki gençliğe duyduğu özlemdendi bu uzun tefekkür, belki de özgürlüğe, ufukların ötesine uzanan hayallere… Kim bilebilir ki…

İşte o an yerinden kalktı. Evine gitti ve günlerce onu gören olmadı.

Ve bir gün… Kurtuba’nın yüksek kulelerinde bir kişi… Sırtından arkasında gözüken kanatlarıyla bir şeyler yapmayı planlamakta.

      -     Yoksa atlayacak mı?

Kulenin ayaklarında toplanan ahali bu merak uyandıran soruyu sorup durmakta… Henüz yirmili yaşlarında bir gencin sesi duyuldu:

     -    Yok canım ne atlaması… Hatırlamaz mısınız ki yirmi küsur yıl önce de Armen Firman isimli bir adam denedi de feci şekilde kemiklerini kırdı.

Yaşlılardan biri onu sustururcasına bağırıyordu:

     -   Sen daha minik bir çocuktun o zamanlarda… Bilmez misin ki Armen Firman dedikleri Abbas bin Firnas’tı… Ve bunca zaman sonra anlaşılan bir kez daha uçmayı denemek istiyor.

Tüm ahali tekrar kulenin tepesine doğru bakışlarını çevirdiler. Evet, Abbas bin Firnas’tı bu…

      -     Ama çok yaşlı… Kesin yere çakılacak…

      -     Biri onu durdursun!

Aşağıdakilerin sesini duyan yaşlı adam yüksek sesle haykırdı:

      -    Adım, Abbas bin Firnas… Allah’ın izni ve bu kanatlar vesilesiyle uçmayı deneyeceğim. Kimsecikler beni durdurmaya çalışmasın.

Ve besmeleyle kuleden atladı… Ahaliden çığlık atanlar bir müddet sonra hayret nidaları çıkarmaya başladılar. Evet, Abbas bin Firnas göklerde bir kuş misali süzülüyordu.

Bir miktar süzüldü, süzüldü… Uçsuz bucaksız gökyüzünde körpecik serçeler misali cıvıl cıvıl hissederek… Ama…

Alçalmaya başladı, lâkin hızını bir türlü azaltamıyordu… Aman Allahım!

Ve sert bir şekilde kalçasını yere çarparak inebildi. Ahaliyi bir korku sarmıştı.

      -     Acaba öldü mü?

Ve kımıldayan el… Açılan gözler… Belki ağrılardan, belki de hayallere kısmen ulaşabilmekten doğan bir tebessüm…

Ve günler sonra yattığı yerden pencereye bakıyordu Abbas bin Firnas… Bir serçe yaşlı dut ağacının dallarına konuyordu. O an gözleri büyüdü. Öylesine şaşkındı ki…

      -     Ben nasıl daha önce bunu akıl edemedim ki!

Kuşların kuyruklarıyla hızlarını ayarlayarak rahatlıkla dallara tünediğini görmüştü. Ve bir sonraki denemede bir kuyrukla atlayışını gerçekleştirmeye niyetlenmişti. Ancak oldukça yaşlanmıştı. Bu vücut yeni bir atlayışa asla dayanamazdı… Çaresizlik ve hüzünle dolu bakışlar ufuklara daldı, daldı…

***

Ve yüzyıllar sonra…

“Tüm elektronik cihazlarınızın kapatılmasını rica ediyoruz.”

Hostesin ricasını karşılıksız bırakmadı. Telefonunu cebine koyarken, önündeki uçak rehberine uzun uzun baktı. Hiç dikkat etmemişti kuyruğun yapısı ve işlevi… Ama artık anlıyordu…

Gözlerini kapadı. Dudaklarına bir tebessüm yerleşmişti.

“Görmüş olduğun her şey insanlığın büyük birikiminin ürünüdür.”

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
Sabah Namazı Buluşması Gerçekleşti

04.05.2017

  30 Nisan 2017 Pazar günü bu dönem sabah namazı buluşmasının 7.sini yaptık. Rabbimi
Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti

05.12.2016

Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti İMH Günışığı temsilcil
Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde ‘Adanmak’ Sohbeti ile Başladı

02.11.2016

Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde 'Adanmak' Sohbeti ile Başladı İMH Günışığ

Diğer Yazıları

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Yavuz Selim Yaylacı

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN