MÜSLÜMAN DOĞA FİLOZOFLARI

Uluğ Bey

 

Uçaktan indiğinde görmüş olduğu manzara içini bir anda karartıverdi. Çok daha şaşaalı bir memleket görmeyi arzulayan nefsi ne yazık ki karşısındakilere kanaat edecekti. Sıradan Anadolu şehirlerini andıran görüntüsündeki en büyük farklılık tarihi yapılarındaki mavi kubbeler olan bu şehrin sokaklarına girdiği zaman tarihin kokusunu almaya başlamıştı.

     -   Semerkand’a hoş geldiniz.

Orta Asya’nın tarihi şehirlerinden birine adım atmak her şeye karşın mutluluk vericiydi. Cengiz Han’ın katliamını yaşamış, Timur’la ‘küllerinden doğmuş’ ve tarihin gördüğü en büyük bilge-hükümdarlardan birine başşehirlik yapmış bir şehirdi bu şehir. Medreseler, külliyeler derken sonunda hayalini kurduğu şey ufukta hafiften belirmeye başladı. İçini bir heyecan sardı… Bir süre boyunca geçmişin hayalini canlandırdı gözünde… Devasa kadranlarda gözlemler gerçekleştiren ve muazzam zîc (astronomik cetvel) çalışmaları ile meşgul doğa filozofları sanki yanıbaşında duruyorlardı. Kalpteki heyecan hükümranlığını hüzne devretti. Arap, Türk, Moğol, Fars, Çinli ve daha nice milletten beyin takımını barındıran bu mekân artık sadece turistlerin seyahat kataloglarını süslemekteydi. Ve sonunda ismini haykıran tabela karşısındaydı: Samarkand Observatory (Semerkand Rasathanesi).

***

Al-i İmran Suresi’nin 191. âyeti her daim etkiliyordu onu. Göklerin ve yerin yaratılışı noktasında düşünmeyi emreden Allah’ın emrini yerine getirmenin yolunu 1250’lerde Moğol hükümdarı Hulagu kısmen göstermişti. Meraga’ya kurdurmuş olduğu rasathane dönemin en önemli bilginlerinden Nasîruddîn et-Tusî’nin de azmi ve kararlılığıyla dünyanın en önemli ilim merkezlerinden birisi oluvermişti.

     -   Efendimiz! Ali Kuşçu ve Kadızâde Rumî efendiler geldiler…

Muhafızın sesiyle dalıp gittiği gök okyanusundan çıkıvermişti.

     -   İçeri gelsinler…

Birisi büyük bir bilgin, diğeri ise adı sanı yüzyıllarca yaşayacak bir âlim… Ve onları karşılayan bilge-hükümdar “Uluğ Bey”

Yunan Hipparchus ve İskenderiyeli Batlamyus’tan bu yana geçen yaklaşık bin yıl, astronomik gözlemlerin daha kusursuz yapılarak kayıt altına alınmasına sebebiyet vermekteydi. Hulagu’nun Meraga Rasathanesi bu işlevi çok kısa süreliğine görmüş olsa da, daha uzun ömürlü bir rasathanenin kurulması şart olmuştu.

     -   Başşehrimize bir rasathane kurdurmayı düşlüyorum. Öyle ki; Konstantiniyye’deki Ayasofya Kilisesi’nin yüksekliği kadar devasa gözlem aracı olacak bir rasathane…

Kastedilen araç, dünyada bulunulan enlemi ölçebilmek için kullanılan sekstanttı.

Gelen konukların gözleri şaşkınlıktan açılıvermişti. Böylesine büyük gözlem araçları o zamana kadar hiçbir yerde görülmüş değildi.

      -   Ama Efendimiz… Bu kadar büyük bir rasathanede çalışabilecek bilginleri nereden…

Cümlesini tamamlayamadan yanlış düşüncelere kapıldığını fark ediverdi. İslam coğrafyasında bulunamayacaksa nereden bulunabilecekti ki… Kadınların ruhunun olup olmadığını tartışan, cadılık ithamları ile binlercesini yakan, barbar ve cahil Batıdan mı?

      -   Hele bir kuralım, Allah’ın izniyle bilginlerimizi de buluruz.

Günler günleri kovalamış ve dünyanın o zamana kadar görülmüş en büyük rasathanesi tamamlanmıştı. Ve büyük soruna çare de belirlenmişti. İslam coğrafyasının dört bir tarafına haberler salınacak ve bizzat hükümdarın bulunduğu kurulda yetkinlikleri sınanacak bilginler bu güzel kuruma alınacaktı.

Peki ya kimlerdi İslam astronomisinin altın dönemlerinden birini yaşatacak bilginler…

Kadızâde Rûmî, Ali Kuşçu, Gıyaseddin Cemşid el-Kâşî, Muinuddin Kaşanî, Abdülalî Bircendî ve daha niceleri…

Besmele ve hamdele ile açılan hangi mekânı Allah (cc) bereketlendirmez ki? Günler-geceler boyu yapılan gözlemler meyvesini vermişti yıllar sonra: Zîc-i Uluğ Bey…

Yılların ve yorgunluğun sembolü kırışmış yüz, beyaz sakallı bir sima elinde tuttuğu zîci buyur edercesine boşluğa sunuyordu. Yüce Allah’ın armağanını yine ona atfediyordu.

***

Ve yüzyıllar sonra…

Kalbinde duyduğu sancıyı tarif edemiyordu. Ne olmuştu da bu ve buna benzer nice yapılar asırlık uykularından bir türlü kaldırılamıyordu. Bu akıl tutulmasının sonu gelmeyecek miydi? Bir şeyler yapılmalıydı, bu ümmet yeniden ayağa kalkabilmeliydi… Yoksa karşısında gördüğü rasathane misali toprağa gömülecekti…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Karikatür yarışmasında ödüller sahiplerini buldu

08.03.2018

  İMH Günışığı Derneği tarafından, Geleceğin Çizerleri Projesi kapsamında, Eyüp
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları Kaldığı Yerden Devam Ediyor

24.01.2018

Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
Sabah Namazı Buluşması Gerçekleşti

04.05.2017

  30 Nisan 2017 Pazar günü bu dönem sabah namazı buluşmasının 7.sini yaptık. Rabbimi

Diğer Yazıları

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Hamza Günay
IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN