VAVEYLA

 

“Kardeşler!” deseydim “Kardeşlerim!”
Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Bakın yaklaşıyor...”
Yazık, şairler kadar cesur değilim

                                     İsmet Özel

 

Bir Nesil Doğuyor

 

Yıl 1951. 70 yaşında dertli bir delikanlı “İmam Hatip Okulları Projesi”ni hazırlar. Onun tabiriyle bu okullarda “Asrın ilimleriyle donanımlı, şarkı ve garbı (doğuyu ve batıyı) bilen, tavizsiz fakat müsamahakâr din âlimleri” yetişecektir.

 

Bu yiğit adamın adı Celaleddin Ökten’dir. Yanına kendi gibi dertli yiğitler de alır. Hasan Basri Çantay, Ömer Nasuhi Bilmen ve Nurettin Topçu gibi isimler ile birlikte “Saygılı, harama el uzatmayan, hak etmediklerine elini sürmeyen, doğruluktan ayrılmayan’’ çocuklar yetiştirmeyi amaçlarlar.

 

Öyle ki sınav yaparken bu çocukların başlarında bekleme gereği bile duymazlardı, çünkü bu çocuklar insanı aldatmanın Allah’ı aldatmakla eşdeğer olduğuna inanırlar.

 

Tırpanlama Hareketi

 

Fakat 46 sene sonra kendilerini bu “Ülkenin Ebedi Sahipleri Sanan Römork Kafalı Zihniyet”, 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu, yaşanan irtica ile ilgili görüşmelerde İmam Hatip liselerine yönelik menfi yaptırımlar gündeme alır. 28 Şubat sürecindeki iki uygulama, İmam Hatip liselerini olumsuz etkiler. Bunlardan birisi, 8 yıllık kesintisiz eğitimin başlaması neticesinde imam hatip liselerindeki ortaöğretim bölümlerinin kapatılması; diğeri ise üniversite sınavlarındaki katsayı uygulaması ile mezunların kendi alanları dışında üniversiteye girmesinin engellenmesi olur. 16 Ağustos 1997’de Mesut Yılmaz döneminde çıkarılan 4306 sayılı 8 yıllık kesintisiz öğretim yasası, ortaokul kısmının kapatılmasına yol açtığı için bu okullar açısından bir dönüm noktası olur. Yasa ile imam-hatip liseleri 4 yıllık liseler haline gelmiş olur.

 

Halk bu “Tırpanlama Hareketi” karşısında sessiz kalmasa da, sesi yeterince güçlü çıkmadığı için bir karşılık bulamaz.

 

Bu konu ile alakalı Prof. Dr Hayrettin Karaman hatıratında şöyle bir anısını aktarıyor:

 

“Bir zaman, İmam-Hatiplerin orta kısmı kapatılmış, program büyük çapta budanmıştı. Halk buna tepki gösterdi. Ankara'ya telgraflar yağdı, heyetler gitti. Ankara, ‘Bunları kimler yönetiyor, halkı kimler kışkırtıyor bir bakın’ diye emir vermiş; emniyetten gelip esnafı (telgrafta imzası olanları) toplayıp karakola götürmüşler, bir o kadar halk ve esnaf da karakolun önüne toplanmış. İçeride emniyet müdürü sert bir eda ile ‘Bu gibi işlere karışmamalarını, işleri güçleri ile meşgul olmalarını, devletin bu nevi tasarruflarının onları ilgilendirmediğini’ söylemiş ve ‘kendilerini kimlerin tahrik ettiğini’ sormuş. İçlerinden bir kunduracı şu cevabı vermiş:

 

‘Beyefendi; Bizim memleketimize İmam-Hatip açılacağını, bunun için bir binaya ihtiyaç bulunduğunu, halkın da yardıma çağrıldığını duyunca, yardım toplayan heyete gittim, cüzdanımı çıkardım, o gün çoluk çocuğumun nafakası için gerekli olanı ayırdım, geri kalan paramın tamamını verdim. Bu okul bu kadar benim okulumdur. Bu ölçüde beni ilgilendirmektedir...’ Daha birkaç kişi buna benzer sözler söyleyince emniyet müdürü yelkenleri indirmiş, bekçiye, gidip çay söylemesini emretmiş ve esnafın gönlünü almıştır.”

 

Bütün Uyuyanları Uyandırmaya Bir Tek Uyanık Yeter!

 

Ve aradan 65 yıl geçer. Çürümüş bir zihniyetin “Ölü Yıkayıcıları Yetiştiren” dediği okullar “Halkın ve Hakk’ın İradesiyle” birleşerek yeniden filizlenir ve çoğalır.

 

Okulların sayısı “Bin beş yüz (1500)’e”, öğrencilerin sayıları neredeyse “Bir milyona” yaklaşır.

 

Bütün bu sayılar bizlerin içinde bir umut yeşertir. Artık her şeyin eskisi gibi olacağına, bu okullardan yiğitler çıkacağına inanmak ister ve inanırız, fakat maalesef böyle olmaz. Şimdi kalkıp da İmam Hatip okullarının halini ahvalini eleştirmek haddim değil, öncelikle bunu belirteyim; fakat bir İmam hatipli ve elinden geldiğince gençlerle ilgilenmeye çalışan bir kardeşiniz olarak içimdeki sancıyı ve gözlemlediğim sıkıntıları paylaşmak isterim.

 

Malumunuz TEOG sisteminde elde edilen puanlara göre öğrenciler tercihlerini yapıyor ve puanlarına göre liselere yerleşiyorlar. “Ee, ne var bunda” diyeceksiniz biliyorum. Sorun şu ki; öğrencilerokumak istedikleri okulları değil puanlarının yettiği okulları tercih ediyorlar ve yerleşiyorlar. Dolayısıyla imam hatip liselerine çok büyük bir oranda okumak isteyenler değil başka okullara yerleşemeyen öğrenciler geliyor. Haliyle problemler de böylece başlıyor.

 

İmam hatip liselerinde namaz kılma oranının yüzde 14 olduğunu Faruk Beşer Hoca bir yazısında ifade etti. Günlük namazlar içinse bu oran, iyidir! Fakat maalesef durum aslında çok daha vahim, benim şahsi gözlemim bu oran yüzde 5-6 civarında.

 

İmam hatip liselerinin üniversiteyi kazanma oranları zaten malumunuz, fakat şahsen asıl üzüldüğüm, İmam Hatip neslinin ilahiyatlara artık en son seçenek olarak bakması.

 

Geçen sene yapılan bir araştırmada İmam Hatip liselerinde bir öğrenci yılda ortalama 3 veya 4 kitap okuyor, okudukları günlük bir köşe yazısı veya takip ettikleri bir haber sitesi ise yok denilebilecek kadar az.

 

İmam hatiplerden yetişen hafız oranı ise her geçen sene hızla azalıyor.

 

Bundan 15 - 20 sene önce İmam Hatiplerde en az hocalar kadar önemli bir kavram vardı; İmam Hatip ruhunu yaşatan, diri tutan bir kavram: Ağabeylik ve Ablalık kavramı… Maalesef bu kavramın da okullarımızı terk ettiğini görüyoruz artık.

 

Bütün bu saydıklarımızdan anlıyoruz ki “Aslolan sayı değil, niteliktir.”

 

Kalk ve Uyar!

 

Kalk Genç Kardeşim, sen bu ümmetin umudusun, ümidisin!

Kalk Genç Kardeşim, sen “Derse Gelmezsem, Cenazeme Gelin” diyen Celal Hoca’nın mirası üzerindesin!

Kalk Genç Kardeşim, sen bu ülkede doğru bilinen yanlışları ilmiyle düzeltecek kişisin!

Kalk Genç Kardeşim, sen bu ülkede iktidarı eline alanların ilk savaş açacağı kişisin!

Kalk Genç Kardeşim, sen işi vaktinden çok daha fazla olan kişisin!

Kalk Genç Kardeşim, sen bu ülkeye dışardan ithal edilen, amacı fitne olan, ideolojileri çürümüş, sözüm ona Gençlik Nesillerinin karşısında duracak Muhammed-i Nesilsin!

 

İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
Sabah Namazı Buluşması Gerçekleşti

04.05.2017

  30 Nisan 2017 Pazar günü bu dönem sabah namazı buluşmasının 7.sini yaptık. Rabbimi
Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti

05.12.2016

Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti İMH Günışığı temsilcil
Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde ‘Adanmak’ Sohbeti ile Başladı

02.11.2016

Sabah Namazı Buluşmaları Münzevi Camii'nde 'Adanmak' Sohbeti ile Başladı İMH Günışığ
“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Yavuz Selim Yaylacı

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN