UNUTAN VARLIK

 

Evvela doğuyoruz. Açıyoruz gözlerimizi dünyaya, ilk kez tadıp ağlamamıza neden olan oksijenle yanıyor ciğerlerimiz. Sonra alışıyoruz acısına oksijenin. Ağlamayı bırakıp gelişim evresine geçiyoruz o kutsal ana sütü ile. El bebek gül bebek giderken yavaş yavaş sorunlarımız da artıyor yaşlarımızla beraber. Emeklemeyi bekleyen annemiz peşimizden ayrılmamak zorunda kalıyor bir şey olmasın diye bize. Sonra ise adımlarımız küçük ama kendinden emin bir şekilde ilerleyip mutlu ediyor sevdiklerimizi.

Dur durak bilmeden her yere ayak basıyoruz dört duvar arasında. Peşimizde ise yine annemiz. İlkin düşsek de, acısa da dizlerimiz buna da alışıyoruz. Dışarı gitme arzumuzsa her geçen gün daha da artıyor. Ve kulağımıza hep aynı hitaplar geliyor yüklemi değişse de. Adımız olduğunu sonraki zamanlar algılıyoruz.

“Yerinde durmuyor bizim ki” diyorlar bizim için...

Yaşdaşlarımızla yapıyoruz kumdan kaleleri, büyüklerimize emanet ediyoruz salıncakta kendimizi. Gökyüzüyle ilk o vakit tanışıyoruz. Arkamızdaki güvenle, özgür ve masumca gülümsüyoruz göğe. Göğe bakmayı unutacağımızı bilmeden…

Çalıyor ziller bizim için. Vakit, ilk emri yerine getirme vakti. İlkin çubuklar çizmeye, sonra her an ağzımızdan çıkan tüm harfleri tek tek öğrenmeye başlıyoruz. Çok mu çok yoruluyoruz. Ama buna da alışıyoruz. Zor gelmiyor, aksine bir şeyleri öğrenmeye başlamayı hissetmek bize haz veriyor. Ve işte o hazzın doruğu… İşte hamdın ilk örneği… İlk yazımızı, yaz(g)ımızın sahibine ayırıyoruz. Yazarken heceler dökülüyor ağzımızdan tane tane. Al-lah… Zuhur ediyor en güzel olan kalemimizden yüreğimize. Başarabilmenin sevinciyle seviniyoruz “Allaaah” diyerek.

Başarının Allah’tan, gayretinse bizden olduğunu sonraki dönemler daha iyi anlıyoruz. Fakat bunu da unutuyoruz her şeyi unuttuğumuz gibi. Sadece ellerimizi açıp isteklerimizi sunuyoruz Yüce Yaratıcıya. Ama isteklerimiz doğrultusunda adım dahi atmıyoruz, dua dışında.

Gün gelip serpildiğimizde, elimiz iş tutup bir eve sahip olduğumuzda, bu kez de aslolanı unutuyoruz. Bizi yaratanı, bize can vereni, bize nimet veren ve şükretmemizi isteyen Rabbimizi unutuyoruz. Gün gelip adımızın anlamını öğrendiğimizde ise iş işten geçmiş, göçen göçmüş, kalan sağlar bizimdir sloganıyla baş başa kalıyoruz.

Biz… Bizim adımız... İnsan... Yani unutan varlık!

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

 

 
dokuztas gencdusunce okumalar yayinlar dusunceokulu
Günisigi Dernegi; Insan ve Medeniyet Hareketi, TGTV ve IDSB üyesidir.

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir
IMAGE
Yavuz Selim Yaylacı

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN