Mavi Yengeç

 

Bilimin başdöndürücü hıza ulaştığı bir çağdayız. Ama maalesef İslam coğrafyası dışında! Halbuki önceleri İbni Sina, Ebû Sai’d es-Siczî , El Kindî, Hezarfen Ahmet Çelebigibi Müslümanlar bu sorumluluğu (bilimsel uğraşı) layıkıyla yerine getirmişti. Ancak şimdi biz, sadece ecdadımıza iltifat edip tabiri caizse mezar taşıyla övünüyoruz.

 

Müslümanlar birbirine tuzak kurarken, egemen güçler onların gen haritasını çıkarıyor, gelecek zamanlardaki yaşatacakları salgın ölümcül hastalıkları hazırlıyor. Biz komşularımızı tanımazken, onlar bize tanıyor olabileceğimiz kişileri sürekli hatırlatan sistemleri kuruyor.

 

Şüphesiz Müslümanlar birleşip güçlü olmalı. Hem askeri anlamda, hem mâlî güçte, hem ilimde, hem de zihinde. Böyle olmalı ki fitnenin başını küçükken ezebilsin. Efendimiz (s.a.v.), hak yoluna başkaldıranlara karşı neden seriyyeler gönderip onları ansızın yakalayıp sindirmişti. İyi anlamalı, aslında bu bir güç gösterisi değil miydi?

 

Unutulmamali ki, Osmanoğulları Beyliği, diğer beylikler birbirleriyle savaşırken, o Bizans’a karşı dimdik durmuş, onunla mücadele etmişti. Muhtemeldir ki bu vasfından dolayı Allah (c.c.) onu, beylikleri kanatlarının altına vererek kıtalara hükmettirmişti. Bu beylik, birlik olmanın verdiği güçle dünyaya ilim, irfan, adalet örneklikleri gösterdi.

 

Ancak bu koca devlet de birlikteliği koruyamadı. Aslında içinde Kur’ân’ı iyi tahlil edebilen, işaretleriyle günün şartları arasında doğru bağları kurma kabiliyetine sahip, vasıflı takva ehli insanlar vardı. Ancak yönetimde onlar bulunmuyordu. İlk zamanlar emaneti ehline teslim ederlerdi. Çok geçmeden bu göreve, istişare etmekten uzak, nefsini ve ihtiraslarını öncelemiş, saltanata gönül vermiş yöneticilerin gelmesiyle karanlık devir başladı. Müslümanların gafletinden istifade etmek isteyenler sosyalizm, laisizm gibi hastalık virüslerini yaydı. Azimli nefer ve temsilciler bulmakta da hiç zorlanmadılar. Müslümanları “güç” yapan Kur’ân’ı hedef alıp; ona yönelenleri bölmeye çabaladılar.

 

Tüm çabalar meyvelerini verdi. İslam Ümmeti; “Hepsi bir değiller, Ehl-i kitab içinden kalkınan bir ümmet var, gece vakitleri Allah’ın âyetlerini okuyup secdelere kapanıyorlar.”(Âl-i İmrân Sûresi, 113) ayetini delil gösterek, ihtilaf edip; karşısındakileri doğru yol üzerinde bulmayarak, birbirlerini tekfir etmeye kadar götürdüler ve hatta bunu savaş sebebi yaptılar. Daha önce kitap ehli olan müşriklerin yaptığı gibi… Halbuki aynı kitabı okuyup duruyorlardı.

 

Aslında bu ayrılık yeni değildi. Dün onlara Kerbela semaları şahit olmuştu; karşılıklı saf tutmuş, kılıçlarını çekmişken birbirlerine. Bugün de torunları aynı zihniyette. Oysa ki alemlerin Rabbi onlara: “Mü'minlerden iki grup birbiriyle çarpışırlarsa, aralarını düzeltin.”(Hucûrat Sûresi, 49) diye ikaz ederken. Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuşken: “İki Müslüman birbirlerine kılıç çektiği zaman öldüren de, ölen de cehennemdedir.”Sahabeden Ebu Bekre (r.a.) bunun sebebini sorduğunda: “Ey Allah’ın Peygamberi (s.a.v.)! Öldürenin durumu ortada, peki ölen neden cehennemdedir! Hz. Peygamber (s.a.v.): “Çünkü o da arkadaşını öldürmek istiyordu.” (Buhari, İman, 22,: Müslim, Kasame, 33) cevabını buyurmuşken.

 

Son iki yüzyılda bu coğrafyada böyle kıyım görülmedi. Şimdi Müslümanların ayrı düşüş nedeni iyi teşhis edilmeli. Kutuplaştıran sebeplerin üreme noktasını kurutmalıdır. Temelde ayrılık sebepleri, egemen güçlerin ektiği tohumlar değil, bizim ona meylimiz ve enaniyetimizdir.

 

Ümmetin yükselenleri için aynı mavi yengeç gibi olduk. Anavatanı Kuzey Amerika olan ve ülkemizde Ege ve Akdeniz sahillerinde değişik bir tür olan mavi yengeçler yaşamaktadır. Bu yengeçleri avlamaya giderken kovanızın sağlam bir kapağı olmalıdır. Çünkü, çok hareketli olan bu yengeç kovada duramaz ve dışarı çıkar. Ancak kovada birden fazla yengeç varsa kapağa gerek yoktur. Çünkü, çıkmak isteyenin ayağından diğer yengeçler tutup aşağı çekerler. Asla kurtulmasına izin vermezler. Tıpkı kendine gelmeye başlayan Müslümanların, diğer bir kısmı tarafından aşağı çekildiği gibi.

 

Şeytan ve şeytanlaşmış insanlar sadece görevini yapmaktadır;

 

“Ve iş olup bitince Şeytan der ki: ‘Şüphesiz Allah size hak bir vaad ile vaadetmişti. Ben de size vaadetmiştim, sonra size vaadimden caydım. Ve benim için sizin üzerinize bir tahakküm yoktur. Ben sizi ancak davet ettim, siz de hemen bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayınız, kendi nefislerinizi kınayınız. Ve ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Şüphe yok ki beni evvelce şerik koşmanızı ben inkar etmiş oldum. Muhakkaktır ki, zalimler için pek acı bir azap vardır.’”(İbrahim Sûresi, 22).

 

Aslında yaptırım güçleri yoktur. Bizi davet ettikleri şeylere koşmamak bizim elimizde. Hırsızın tabi ki suçu var ama, hazin sonun tek sorumlusu olarak onları göstermek; sorumluluğumuzu inkâr etmek ve nefsani yaşantımızı perdeleme gayretinden başka bir şey değildir.

 

Şüphesiz hiçbir toplumun tamamı iyi değil ve hiçbir toplumun tamamı kötü değildir. Başındaki fitneciler bir toplumun tümünü temsil etmez. Elbette onlar içinde de insalık yararına azimle, yılmadan çalışanlar vardır. Biz birbirimizi yerken, birileri hastalıklarımıza derman buluyorsa, tıbbi tedavi için onlara teslim oluyorsak; biz bir gecede Kabe’ye gidip namaz kılıp gelme kerametlerini anlatırken, birileri bir gecede Kabe’ye gidip gelecek uçakları icat ediyorsa; “Selfie” çekerken biz, birileri Mars’tan Dünya’nın fotoğrafını çekiyorsa; atomu bölerken, protonları çarpıştırırken, kanser tedavisi geliştirirken birileri, biz birbirimizin “mavi yengeç”leri oluyorsak; soralım o zaman, kim daha iyi anlamış Allah (c.c.)’ın ayetlerini.

 

Bütün bunlara karşı aklını kullanan, basiret ve ferasetle bakan, kuklayı ve kuklacıyı iyi gören, eksikliğin kendinden kaynaklandığını farkeden, muhtaç olduğu kudret için “… Yalnız senden yardım dileriz.” diyen muvahhidlere duyulan ihtiyaç ne kadar da aşikar.

 

Neye çağrıldığımız değil, neye icabet ettiğimiz ve kim için yaptığımız önemli.

 

İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları Kaldığı Yerden Devam Ediyor

24.01.2018

Çalışmalarımızı bereketli kılan, yıllardır sabah namazı ile beraber sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları devam Ediyor

27.11.2017

  Çalışmalarımızın bereketini sabah namazıyla beraber yıllarca sürdürdüğümüz
İMH Günışığı Sabah Namazı Buluşmaları ‘Şükür’ Sohbeti ile Başladı

29.10.2017

  İnsan ve Medeniyet Hareketi Günışığı Derneği gönüllülerinin dönem boyunca ayda
Yaz Okulu Defterim

20.06.2017

    Kitap ve defter eğitim ve öğretim faaliyetlerinin olmazsa olmaz iki materyalidir.
Sabah Namazı Buluşması Gerçekleşti

04.05.2017

  30 Nisan 2017 Pazar günü bu dönem sabah namazı buluşmasının 7.sini yaptık. Rabbimi
Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti

05.12.2016

Münzevi Camii Sabah Namazı Buluşmalarında ‘Tefekkür’ Vakti İMH Günışığı temsilcil
“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi

21.01.2016

“EGOP Yılın Kitap Kurdunu Seçiyoruz” Etkinliği Sınavı Gerçekleştirildi   Oku ki
EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor

19.01.2016

EGOP çalışması tüm hızıyla devam ediyor İMH Günışığı Derneği'nin gerçekleştirdi
Şirinler Sınıfının Renk Grafiği 1. Rengimiz Kırmızı Çıktı

27.10.2015

Şirinler sınıfının renk grafiği 1.rengimiz kırmızı çıktı      &nbs
Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde...

27.10.2015

    Şirinler sınıfı sanat etkinligi dersinde dolu dolu vakit geçirdi.  
Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlarımız Devam Ediyor

01.10.2014

Günışığı Derneğimizin bünyesinde devam eden Gül Bahçesi Çocuk Etkinlikleri Kayıtlar

 

 
dokuztas gencdusunce okumalar yayinlar dusunceokulu
Günisigi Dernegi; Insan ve Medeniyet Hareketi, TGTV ve IDSB üyesidir.

Yazarlar / MAKALELER


IMAGE
Hamza Günay
IMAGE
Mustafa Yücel
IMAGE
Nihat Demir

ALINTI YAZILAR



 

 

 

UYELER İÇİN